

http://gruenhelme.de/images/spm/.thumbnails/aktuelles/181-5.jpg
İslam Dini ve Hemşirelik
Prof.Dr. Celal Kırca
Kur'an'ın verdiği bilgiye göre, bir peygamber olan Hz. Eyüb, hastalanmış ve tedavi olarak yakalandığı hastalıktan kurtulmuştur (Enbiya 83-84). Hz. İbrahim'de hastalandığında şifanın Allah'tan olduğunu söylemiştir (Şuara 80).
Hz. Peygamber, sağlık konusunda olduğu kadar hemşirelik konusunda da bazı uygulamalarda bulunmuştur. İslami kaynaklarda bize kadar ulaşan bilgilerden öğrenmekteyiz ki, hemşireliğin ilk kullanım alanı savaşta olmuştur... İslam tarihinde pek çok kadın savaşa iştirak etmiştir (Müslim, K. Cihad, 47; H.N. 1810; İbn Mace, Sünen, H.N. 2856). Mesela Uhud savaşında hem Mekke hem de Medine ordusunda bulunan kadınlar savaşa katılmışlardır. Savaş esnasında Mekkelilerin sancağı yere düşünce, onu yerden almaya kimse cesaret edememiş iken, Ebahiş kabilesine mensup olan Emre adında bir kadın sancağı yerden kaldırarak savaş sonuna kadar muhafaza etmiştir. Yine bu savaşta Müslüman kadınlardan Ümmü Ümare, bir erkek gibi çarpışmış ve gösterdiği kahramanlık Hz. Peygamber'i hayran bırakmıştır (M.Hamidullah, İslam Peygamberi, çev. Said Mutlu, İstanbul 1972, I, 166-167). Gerek Uhud ve gerekse bundan sonraki diğer savaşlarda kadınlar, geri hizmetlerinde bulunmuşlar; yemek pişirmek, su taşımak, silah taşımak ve temizlemek, savaşan erkekleri teşvik etmek gibi görevler üstlenmişlerdir. Bunların yanında bazı Müslümankadınlar, özellikle yaralanan askerleri, hastaları ve ölenleri bulundukları yerden başka bir yere naklederek yaralı olanların yaralarını sarmışlar ve bakımlarını yapmışlardır (Buhari, Sahih, 56/67, 68; Müslim, K.Cihad, 32/47; İbn Mace, Sünen, H.N. 2856). Örneğin Ümmü Atiyye, Resulullah ile birlikte yedi savaşa katıldığını, geri hizmetleri gördüğünü, ordunun yemeğini yaptığını, yaralıların yaralarını sardığını ve çok yaralılara da hizmet verdiğini söylemektedir (İbn Mace, Sünen, H.N. 2856).
Hendek savaşında Sa'd b. Muaz, atılan bir okla kolundan yaralanmış ve durumu ağırlaşmıştır. Hz. Peygamber, Mescid-i Nebevi'nin içine bir çadır kurulmasını ve onun o çadıra yerleştirilmesini emretmiş ve yanında Rufeyde adından bir kadını hastabakıcı olarak tayin etmiştir (Buhari, Edebu'l-Müfred, çev.Fikri Yavuz, İstanbul 1975, XI, 491; İbn Hişam, es-Sira, Mısır 1355, III, 250). Yine bu kaynakların verdiği bilgiye göre Rufeyde'nin bu işlere eli yatkın olduğu anlaşılmaktadır. Zira onun yaraları tedavi ettiği nakledilmektedir (İbn Hişam, es-Sira, Mısır 1355, III, 250).
Bildiğimiz kadarıyla Hz. Peygamber döneminde sistemli bir hastahane mevcut değildi. Hastanalar ve yaralılar için özel bir yerin bulunmadığını, savaş sırasında mescidin içine bir çadır kurdurtmasından anlıyoruz. Zira Mescid-i Nebevi, o dönemde bütün sosyal faaliyetler için kullanılan bir mekandı. Bu nedenle savaş sırasında bir revir gibi kullanılmıştır. Mescidin bir revir gibi kullanılması, sağlık hizmetleri için özel bir mekanın bulunmadığını göstermektedir. Tarihi bilgiler de bu tespitlerimizi doğrular mahiyettedir. Zira ilk hastahanelerin ortaya çıkışı, Hz. Peygamber'in vefatından çok sonralarıdır. Bu sebeple kadınların Hz. Peygamber tarafından savaş dışında da hemşire olarak görevlendirildiğine dair elimizde yeterli bir bilgi mevcut değildir. Bununla birlikte hasta bakımı ve yaralıları tedavi işinin, özel olarak devam ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira yaralıları tedavi ve hasta bakımı, bugüm olduğu kadar dün de bir ihtiyaçtı. Bu ihtiyacın giderilmediğini söylemek veya var saymak, asla mümkün değildir.
Kaynak: Celal Kırca, Kur'an ve Bilim, Marifet Yay., 2. bsk., İstanbul Haziran 1997, (İslam Dini ve Hemşirelik), 278-287.
Paylaş
