
http://www.mcconnellhome.com/images/carpenter.gif |
Hükümdarın Zulmü
Eskiden İran'da Feridun adında zalim bir hükümdar, hükmünü zulüm ve baskı ile yürütüyordu. Bir gün bahçede gördüğü bir kadına göz koyarak, onu sarayına getirmelerini emretti. Adamları buna:
"-Efendimiz, o göz koyduğunuz bir marangozun eşidir. Kendisi ve kocası çok dindar, muhitte oldukça sevilen kimselerdir. Düşmanlarınız sizin bu arzunuzu duyup aleyhinize işi büyütürler. Marangoza bu gece sabaha kadar yapamayacağı bir iş teklif ediniz. Sonra da emrinizi yerine getirmedi bahanesiyle kendisini idam edersiniz. O zaman göz koyduğunuz eşi dul kalır, kendiliğinden size gelir, aleyhinizde hiç de dedikoduya sebebiyet verilmeden sizin olur" dediler.
Zalim Feridun, akılcılarının verdikleri bu aklı pek beğenerek marangozu çağırtıp şöyle konuştu:
"-Bu gece sabaha kadar öd ağacından olmak şartıyla 10 tane süslü sandık yapacak, şafak vakti göndereceğim adamlarıma teslim edeceksin. Şayet adamlarım geldiği anda bunları eksiksiz teslim etmezsen, sandık yerine seni getirip sarayımın zindanlarında astıracağım. Haberin olsun. Şu anda öd ağacından yapılmış 10 tane süslü sandığa şiddetle ihtiyacım vardır."
Marangoz buna imkanı olmadığını, verdiği mühleti birkaç hafta uzatmasını istese de zalim Feridun ısrar eder:
"-Şafak vakti göndereceğim adamlarıma, ya 10 sandığı teslim edersin, yahut da buna mukabil kendi kafanı!..."
Marangoz heyecan ve telaş içinde evine gelir, gözyaşı döküp ağlamaya başlar. Eşinin ısrarı üzerine de, zalim hükümdarın teklifini anlatır, gözyaşları içinde helallik dilemeye başlar. Kadın kocasına:
"-Dur bakalım, acele etme" der, ve ilave eder:
"-Sen hiç kimseye zulmettin mi?"
"-Hayır, ben hiç kimseye ne zulmettim, ne de birinin namus ve ırzına yan baktım. İşimde ve evimde, kendi halimle yaşayıp duruyordum işte." deyince kadın:
"-Öyleyse boşuna telaş etme! Zulmetmediysen zulüm görmezsin" der.
Fakat adamda ümit iyici kaybolduğu için:
"-Şunun şurasında ne kaldı ki, neredeyse Feridun'un adamları gelecek" diye hayıflanıp durmaktadır.
Kadın ise:
"-Hiç telaş etme! Zulmetmediysen zulme uğramazsın. Bakalım Mevla neyler?" diyerek serinkanlılığını muhafaza eder.
Bu sırada, kapı vurulur. Heyecandan elleri, ayakları titreyen marangoz:
"-Eyvah, işte geldiler. Halbuki sandıkların bir tanesi bile meydanda yok." diyerek ecel terleri dökmeye başlar. Kapının açılması üzerine hızla içeri giren hükümdarın adamları:
"-Çabuk marangozhaneye!" deyince adam hanımına:
"-Görüşmek mahşere kaldı, haydi Allah'a ısmarladık." der. Hükümdarın adamları buna kızarlar:
"-Neden mahşere kalsın, yapacağın bir tabuttan ibarettir." derler. Marangoz anlamayınca da izah ederler:
"-Bu gece yarısı, hükümdar Feridun ani bir kalp krizi sonucunda öldü. Onun cenazesi için bir tabut yapmanı yeni hükümdar emretti. Yapacağın bundan ibarettir..."
