inek
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/77/Animated_cow.gif


İneğine Değil, Kendine Ağla


Ne güzel geçinip gidiyorlardı. Aç, açık değillerdi. Yiyecekleri, içecekleri de vardı. Allah bir de onlara inek ihsan etmişti. Sütünü içiyorlar, fazlasını da satıp ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

Ama şu hırs yok mu, evin kadınını çepeçevre sarmıştı. Hep iç dünyasını depretip duruyordu. "Niye filanların şunu var da senin yok. Sen de almalısın!"

Nasıl alacaktı? Şeytan fısıldamaya başladı. "Süte su katarsan bu iş olur biter. Daha çok para kazanır, almak istediklerini alırsın."

Fikir çekici geldi. Şeytana uydu. Süte su katmaya başladı. Çok geçmeden kazandığı paralarla alamadıklarını da aldı.

Artık rahata ermişlerdi. Evlerinin eksikleri yoktu. Fakat içlerini kemiren bir duygu vardı. Bu süte su katmanın sonu nereye varacaktı?

Birgün fırtınalar esti. Yağmurlar yağdı. Seller aktı. Otlamaya giden ineği seller alıp götürdü.

Kadın ne yapacağını şaşırmıştı. Başka gelir kaynakları kalmamıştı çünkü. Ağlamaya başladı. Ağlaya ağlaya gözleri şişti. Kocası söze girişti:

"Ne ağlayıp duruyorsun?" dedi. "Bu işin olacağı buydu. Senin senelerdir süte katageldiğin su, sel olup ineği götürdü. Hepsi o kadar. İneğine değil, kendine ağla!"




Kaynak: Şaban Döğen, Altın Sayfalar, Gençlik Yay., İstanbul Aralık 1997, s. 199.