http://www.thema-energie.de/media/article000387/windwolke_gr.jpg


Kendi Ayağı İle

 

Süleyman Peygamber, sarayında otururken yanına bir adam geldi. Yüzü liman gibi sarı, dudağı korkudan çatlamış. Hemen Süleyman Peygamber'in ellerine sarılıp:

"Aman peygamberim" dedi, "Bana yardım et. Çünkü temin yolda Azrail'i gördüm. Yüzüme dik dik baktı. Galiba benimle bir alıp vereceği var."

Süleyman Peygamber:

"Peki evladım" dedi, Ben sana ne yapabilirim ki, seni memnun etsin?"

"Rüzgara emir buyur lütfen, alsın beni Hindistan'a götürsün. İşte böylece Azrail'in pençesinden kurtulabilirim..."

Ertesi gün Azrail, görüşmek ve biraz sohbet etmek isteğiyle Süleyman Peyamber'in yanına gelmişti. Söz arasında Süleyman Peygamber:

"Ha" dedi, "Dün bir adam geldi yanıma. Nedir Allahaşkına bu adamdam yana dik dik bakmış, onu çok korkutmuşsun? Ona ne hiddetin vardı?"

Azrail:

"O mu?" dedi, "Benim ona bir hiddetim yok. Yalnız afalladım. Çünkü Cenab-ı Hak bana bu adamın canını burada değil de Hindistan'da almamı söylmemişti. O adamı burada görünce şaşırdım. 'Acaba emri ben yanlış mı aldım?' diye düşündüm. Dikkatli bakışım o yüzdendi. Fakat emri doğru almışım ben. Hindistan'a gittim hemen adamı orada gördüm ve canını aldım."


Kaynak: Cemel Erten, Dini Hikayeler, 29-30.