http://www.s-ty-le.com/images/BABY%20AND%20CRADLE.jpg |
Kızım Doğmadan Rüyama Girdi...
İkinci hamileliğimin ilk döneminde, bir öğleden sonra, tatsız olayın ilk belirtileri görüldü. Bende yoğun kanama başlamıştı. Doktorumu aradım ve o da, derhal hastaneye gitmemi, kendisinin de orada olacağını söyledi. Hastanedeki yatağımda yatarken Dr. Weicker, laboratuardan gelecek tahlil sonuçlarını bekleyip, kararını ancak ertesi gün bu sonuçları aldıktan sonra verebileceğini söyledi. Sonra da gülümseyerek dostça iyi geceler diledi ve ayrıldı. Ardından kocam da, tedirgin ve üzgün bir şekilde eve, küçük oğlumuzun yanına gitti.
Sessiz hastane odamda yalnız kaldığımda, bedenimde neler olduğunu düşünmeye başladım ve varlığından büyük mutluluk duyduğum karnımdaki bebeği kaybedebileceğimi de düşündüm. Kendi kendime endişelerimi bastırmaya çalışarak bebek için hayırlısı ne ise o olmasını diledim. Odamın karanlığında huzurlu bir uykuya daldım.
Rüyamda kendimi küçük bir bahçede gördüm. Bahçe, bembeyaz papatyaları ve rengarenk çiçekleriyle eksiksiz bir yaz bahçesiydi. Gökyüzünün mavisi ve güneşin ışıkları vurdukça, çiçeklerin renkleri daha da güzel görünüyordu. O anda bana doğru yürüyen küçük bir kız çocuğu gördüm. Altın gibi parlayan sarı sarı saçları, masmavi gözleri ve yusyuvarlak şirin yüzüyle, gülerek bana doğru koşuyordu. Üzerinde mavi-beyaz çizgileri olan beyaz pike yakalı ve karpuz kollu bir giysi vardı. Elbisesinin göğüs bölümünün üstünde, kırmızı iplikle ABC harfleri işlenmişti. Yüzündeki gülümseme birden kayboldu ve kollarını bana doğru uzatarak, üzüntülü bir sesle yalvardı:
"Beni senden ayırmalarına ne olur izin verme, anne!" dedi. Bağırmak istedim, fakat sesim çıkmıyordu. Yatağın içinde çırpındığımı hissettim. Biraz sonra bir elin beni omzumdan tutmuş, sarsmakta olduğunu gördüm. Hemşirenin eliydi bu. Güler yüzlü hemşire beni uyandırıp, gerçeğe döndürmeye çalışıyordu.
"Korkma her şey iyi olacak" dedi. "Sen uyumana devam et... Her şey düzelecek..." Uykulu uykulu başımı salladım ve o küçük kızın hayali ile tekrar uykuya daldım. Rüyamda kendimi yine aynı bahçede buldum. Saçları sarı olan küçük kız, boncuk mavisi küçücük gözlerini benim gözlerime dikmiş, bir yandan ağlıyor, bir yandan yalvarıyordu.
"Ne olur anne, beni senden almalarına izin verme!" diyordu. Bu kez uyanmam için hemşirenin beni sarsmasına gerek kalmamıştı. Kendi bağırmama uyandım. Gözlerimden akan yaşlar, bir türlü durduramadığım hıçkırıklara dönüşmüştü. Hemşire yine geldi, bu kez boynuma sarılarak beni sakinleştirdi. Karanlık gece, gölgelerini silmeye çalışırken ve gün ilk ışıklarını uzatırken, içimde o güne değin hiç tanımadığım garip duyguların varlığını hissettim. Bazı sırları sezinliyormuşum gibi geldi bana. Doktorum ertesi sabah erkenden yeşil ameliyat giysisi ve yakışıklı yüzünden sarkan ameliyat maskesi ile odama geldi.
"Ameliyata hazırız" dedi. "Laboratuar sonuçları düşük yaptığınızı gösteriyor. Sizi birazdan rahatlatacağız." Doktora karşı geldim. "Ben hamileyim, doktor" dedim. "Bu ameliyata evet dersem, karnımda taşıdığım çocuğumun ölümüne karar vermiş olurum. Kızım yedi ay sonra dünyaya gelecek." Doktorum şaşkınlık içinde bana baktı. Beni, ayakları yere basan, akıllı bir kişi olarak tanıdığını söyledi.
"Bu hayali düşünceleri lütfen kafanızdan çıkarın ve hayatınızı mutlu bir biçimde sürdürmeye bakın." Hiç âdetim olmamasına karşın, doktorla uzun uzun tartıştım. Benim böylesi bir inançla diretmem karşısında daha fazla ısrar etmedi ve beni ameliyathaneye almadan önce, ikinci bir hamilelik testi yapılması önerimi kabul etti. Doktor yanımdan ayrılır ayrılmaz ben tekrar uykuya daldım. Birkaç saat sonra doktorum normal elbiseleri içinde odama döndü. Yatağımın ayak ucunda durup, başını sallayarak
"Haklıymışsın" dedi. "Sen hâlâ hamilesin. İkizlerin varmış meğer. Düşürdüğün ikizlerden biriymiş..." Bunları söyledikten sonra, düşük yapmama karşın, hamile olduğumu nasıl bildiğimi öğrenmek istedi. Cevabımı duyunca daha çok şaşırdı. Başını iki yana sallayarak odamdan ayrıldı.
Günü gününe, tam yedi ay sonra sarı sarı saçlı, mavi gözlü, yuvarlak yüzlü şirin mi şirin bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bilmem gereken her şeyi anlatan o güzel mavi gözleriyle, bana bakan kızımı, büyük bir mutluluk içinde eve getirdim.
Bebeğime ilk armağan, New York'ta oturan bir arkadaşımdan geldi. Hamileliğim sırasında olanlardan onun hiç haberi yoktu. Büyük bir özenle hazırlanmış armağan paketini açıp, içindekini çıkarınca, heyecandan ve mutluluktan ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Kızıma gönderilen bu ilk hediye, mavi-beyaz çizgili, beyaz pike yakalı, karpuz kollu bir elbiseydi ve göğüs bölümünün üstünde ise, kırmızı iplikle ABC harfleri işlenmişti.
