http://www.wfu.edu/academics/art/pc/images/pc-palmer-herdsman.jpg

O Kalp Bende Yok

Kalbi güvercinler gibi ter temizdi. Kötü duygulardan hiçbiri yer edinememişti orada. Çobandı, ama alabildiğine medeniydi, insaniyetliydi, faziletliydi, güzel huyluydu. Koyunlarının başında, dağ başlarında geçirdiği en zevkli, en mutlu anlar olarak görürdü. Onun bir anne şefkatiyle koyunlara eğilişi yok mu, görülmeye değerdi doğrusu. Onları yavruları gibi sever, okşar, üzerlerine titrerdi.


Dinine de oldukça bağlı birisiydi. Kar kış demez abdest alır, vakti girince hemen namazını kılar, Cuma namazlarını da dağdan inip köyde veya şehirde kılardı.


Bir gün Cumaya indi. Ezandan önce varmıştı camiye. Hoca efendi tatlı tatlı anlatıyordu. Oturdu, zevkle dinledi. Dikkatini çeken bir husus olmuştu. Hoca efendi diyordu ki,


"Kim can ü gönülden 'Bismillah' derse önünde deniz de olsa, nehir de olsa batmadan geçer!"


Doğru muydu bu sözler? Yanlış olsa hoca efendi söyler miydi? Ama 'can ü gönülden' sözünü de eklemeyi unutmamıştı. Düşünmeye başladı:
"Eve giderken hep köprüyü dolaşıp duruyorum. Bayağı da zaman alıyor, geç kalıyorum. Madem bunun kestirme bir yolu varmış. Ne lüzumu var köprüyü dolaşmaya. Bismillah der, geçerim."


Her zamanki gibi namazdan sonra evine yöneldi. Evinin önünden akmakta olan nehrin kenarına geldi. Bir an için, "Köprüyü mü dolaşsam, yoksa 'Bismillah' deyip geçsim mi?" diye düşündü. Hoca efendi dediğine göre geçebilirdi.


"Ya Allah, Bismillah" dedi. Yürümeye başladı. Hayret batmıyordu. Evet, evet batmıyordu. Demek Hocaefendi doğru söylemişti. Artık köprüyü dolaşmaya gerek kalmamıştı. Kısa yoldan evine gidip gelebilecekti.


Hoca efendiye ne kadar teşekkür etse azdı. Bir gün onu evine davet edip ziyafet vermek istedi. Böylece şükranlarını dile getirecekti.
Davetini yaptı. Birlikte yola çıktılar. Nehrin kenarına geldiklerinde çoban yine "Bismillah" deyip yürümeye başladı. Bir de baktı ki, hoca efendi yanında yok:


"Hocam niye bekliyorsunuz, buyursanız ya" dedi.


"Nasıl geleyim?" dedi hoca. "Bir adım atacak olursam, batarım."


"Nasıl olur hocam! Geçen gün siz böyle böyle dememiş miydiniz? Kim can ü gönülden, içtenlikle 'Bismillah' derse önünde deniz de olsa batmadan gider. Bunu siz dememiş miydiniz?"


Hoca:


"Evet, demiştim. O söz bu dudaklardan çıktı. Ancak sendeki kalp bende yok."

 

Kaynak: Şaban Döğen, Altın Sayfalar, 101-102.