

http://static.flickr.com/118/300053732_0b20ed7e73.jpg
Terzi
Cüneyd Suavi
İş dönüşünde yolumun üzerindeki vitrinlere bakmayı alışkanlık haline getirmiştim. Böylelikle hem dinlenmiş oluyor, hem de ihtiyacım olan şeyler için ayrıca dolaşmaktan kurtuluyordum.
Yine böyle bir gün, anacadde üzerinde aylardır boş duran dükkanın tutulmuş olduğunu gördüm.
Vitrin camına büyük bir ağaç resmi yapılmış ve resmin altındaki boşluğa, dala benzetilen çizgilerle 'Terzi' yazılmıştı.
Camdaki resmi incelerken
"Dünya tuhaf insanlarla dolu" diyordum. "Terzi dükkanına da böyle bir resim yapılır mı?"
Artık önünden geçerken terzinin vitrinine bakmadan edemiyor ve resimdeki ağacı rüyalarımda göreceğimi zannediyordum. Anlaşılan aklıma takılan bu resmin yapılış sebebini anlamadan rahat edemeyecektim. Bunu öğrenmenin en güzel yolu da, herhalde bu terziye bir elbise diktirmek olacaktı.
Ertesi gün bir ceketlik kumaş alarak terziyle tanıştım. Orta yaşlı ve güler yüzlü bir adamdı. Konuşurken gözlüğünün üzerinden bakıyor ve 20-25 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim kalfasına, sık sık direktif veriyordu.
Birkaç provadan sonra samimi olmuştuk.
Laf arasında
"Vitrine neden ağaç resmi yaptığınızı merak ediyorum?" dedim. "Birçok terzi elbise resmi yaparken, sizinki biraz tuhaf olmuyor mu?"
Yine gözlüğünün üzerinden bakarak
"Tuhaf demek ki" dedi, "Tuhaf ha!"
Canının sıkıldığı belli oluyordu. Yerinde biraz kıpırdandıktan sonra
"Gel benimle" dedi. "Tuhaf mı, değil mi kendin gör."
Böyle söylerken, dükkanın arkasındaki bahçeye açılan kapıyı gösteriyordu. Birlikte bahçeye çıktık. Koyu gölge yapan bir çınar ağacının yanına geldiğimizde
"İşte" dedi. "Bana ilham veren ve o resmi yaptıran bu."
Biraz geriye çekilip ağaca bakarken
"Ne gibi bir ilham verdiğini pek anlayamadım. Hem ağacın mesleğinizle ne alakası var ki?"
Yine damarına basmış olmalıydım. Bir 'la havle' çekerek
"Görmüyor musun?" dedi. "Ağaca giydirilen elbiseyi görmüyor musun? Böylesine eğri, böylesine girintili çıkıntılı bir vücuda giydirilen kusursuz elbiseyi nasıl fark etmezsin?" Ağacın kalın gövdesini saran yeşil kabuğu göstererek
"İşte elbisenin kumaşı da bu" dedi. "Bak bakalım ağacın üzerinde herhangi bir bolluk veya çekme yapıyor mu? Ağaca bu mükemmel elbiseyi giydiren kudrete hayran olup vitrine ağaç resmi yaptıysam, hata mı etmişim?"
Ne söyleyeceğimi şaşırmış ve soru sorduğuma pişman olmuştum. O da anlamış olmalı ki, yumuşak bir sesle
"Her şeyi görmek, elbette mümkün değil dostum" dedi. "Ama görebildiklerimiz az da olsa, onların gerçek sahibini bulmaya yetmez mi?"
Terzinin diktiği ceketi iki senedir gidiyorum. Gerçi omuzları biraz dar ama şikayetim yok. Çünkü onu her giyişimde, bana kainata hükmeden bir Kudreti hatırlatıyor.
Kaynak: Zafer Derg., Ocak 1985, sayı: 97, s. 14-15.
