http://www.arghamvillage.co.uk/images/shop/300_1067073928wovenbasketfountain.jpg |
Zembildeki Anne
Hz. Musa Allah'a yalvardı:
"-Ya Rabbi" dedi, "Çok meraklıyım; cennette benim komşum kim olacak? Bana onu göster. Bu dünyada onunla konuşmamı sağla."
Bu yalvarış üzerine Hz. Musa'ya şöyle denildi:
"-Ey Musa, filan kasabaya git. Orada çarşının başında bir kasap vardır. İyi ve kutlu bir kişidir o. Cennette komşun işte o adamdır. O senin yanına gelecek. Çünkü bırakamayacağı bir işi var."
Hz. Musa yola çıktı. O kasabaya gidip, kasabı buldu. Kendisinin kim olduğunu hiç belli etmeden:
"-Merhaba" dedi, "Bugün ben sana misafir geldim."
Kasap baktı:
"-Buyurum" dedi, "Hoş geldin, sefalar getirdin."
Hemen Hz. Musa'yı aldı, evine götürdü. Hz. Musa'ya kim olduğunu bile sormamıştı. Evin kapısını açıp içeri girdiler. Hz. Musa'ya yer gösterdi. Hz. Musa oturunca ocakta bir çömleğin kaynamakta olduğunu gördü. Kasap çömleği indirdi. Çömlekteki yemeğin birazını çanaklara koyarak birisini Hz. Musa'ya verdi.
"-Kusura bakma" dedi, "Sen istersen ye, istersen beni bekle. Benim çok kutsal bir işim var. Önce onu görmeliyim. Yapmazsam olmaz, içim rahat etmez. Buyur sen başla, ye."
Kasap bunları söyledikten sonra, evlere rahatça girebilen zararlı haşerelerden korumak için duvarda asılı duran bir zembile (çok büyük sepet) uzandı, indirdi yere. Hz. Musa zembilin içinde bir yaşlı kadının yatmakta olduğunu gördü. Kasap yemeği ona yedirmeye başladı. Arada sırada ibrikle su veriyordu. Kasap bunları yaparken, ihtiyar kadın bir şeyler söyledi, kasap da:
"-Amin!" diye cevap verdi.
Yemek işi bitince adam, ihtiyarın altındaki bezleri değiştirdi, temiz bezler koydu. Sonra zembili yerine astı. Ellerini yıkayıp geri döndüğü zaman Hz. Musa'nın yemeğini hâlâ yememiş olduğunu gördü.
"-Niçin?" dedi, "Niçin beni bekledin? Haydi buyrun, yiyelim bari."
Hz. Musa:
"-Hayır yemem" dedi, "Bana o zembilin sırrını söylemedikçe yemem!"
"-Ey misafirim" diye açıkladı, "O zembildeki yaşlı kadın benim sevgili annemdir. Yaşı çok, kuvveti hiç yok. Evlenmeye de korkuyorum. El kızı bu. Belki de anneme bakmak ona ağır gelir. Kadıncağıza zulmeder. Onun için günde üç yol böyle karnını doyuruyor, temizliğine bakıyor, sonra zembili ile duvara asıp işime gidiyorum."
Hz. Musa'nın bunları dinledikten sonra gözleri yaşardı:
"-Ey arkadaş "dedi, ya o neydi? Hani sen ona su vermiştin, o da sana bir şeyler söylemişti. Sen de ona 'Amin' diye cevap vermiştin? O ne demişti sana?"
Kasap:
"-Ha o mu?" dedi. "O başka konuşma bilmez, hep aynı duayı diline dolamıştır: 'Allah seni cennetine alsın. O cennette komşun Hz. Musa olsun.' Yine bunları söylemişti. Ben de 'Amin' diye cevap vermiştim. Bakma sen onun sözüne. Anne bu; tabii iyi şeyler ister. Bende o talih nerede. Cennete gireyim, Hz. Musa'ya komşu olayım? Çok uzak şey bunlar."
Hz. Musa kendini tutamadı:
"-Ey arkadaş" dedi, "Ben Musa'yım. Allah beni gönderdi. Yanına geldim ve işte müjdem sana: Sen de cennetliksin ve orada komşun benim. Sen annenin gönlünü hoş tutuyorsun, Allah da seni gözetiyor."
Kaynak: Cemal Erten, Dinî Hikayeler, s. 22-24.
