Nefsle girişilen sevgi savaşında bir ara zafer, bir nefes arasıdır BAYRAM.
Bayram, Rabbinin emrini tüm gönlüyle yerine getirme gayretinin sevincidir.
Nefsi daha iyi fark edebilmenin ve arındırabilmenin mutluluğunun 11 ay boyu sürmesi dileğiyle...
"Tulip & Rose" bir balık ağıdır. Hayatın akışına kapılıp gidenlerden bir kişiyi bile olsa yakalayıp sahile ulaştırmak üzere kurulan bir ağ. Oraya önce benim yüreğim takıldı. Niceleri takip etti takılan bedeni. Önceleri yeni yerimizi garipsedik, ama sonra... Sonra baktık ki burası, hasretimizin limanıymış meğer. Nicedir arardık yitirdiklerimizi. Tekrar O'nun güzelliklerini kavuşur olduk. Kaderin ördüğü ağlara takıldınız ve işte buraya "düştünüz". İyi ki geldiniz. Sizi özler olduk, elestten beri.
Bizi sevindirdiniz. Gönlünüz aydın olsun, hoş geldiniz...
Gönül çağrılarına kulaç atmak için çıktık yola. Azgın fırtınalarda tutunulan umut simitlerine sarılmış nice sımsıcak canlar beklemekte. Gayri içimiz bu çağrıları duyar oldu. Artık duramaz ruh dingin sularda. Şaşmaz pusulamız sevgiyi gösterkmekte. Arkamızda dostluk rüzgarı. En azgın dalgalar bile sadece saçlarımıza dağıtabilmekte. Varıp gidelim gönüllere ulaşmaya, O'na gönüller sunmaya!
Sefer yüreklere...
Gönüller huzurla doluydu, dünyaya gönderildiklerinde. Yeni yüzmeyi öğreneni saran şefkatli kollar gibi içimizi kaplardı huzur.
Sevgi denizinde dibe çöken huzurdur. Fakat gün geçtikçe bizden alındı ki, ona kendi emek ve gayretimizle tekrar kavuşalım.
Onu hep uzaklarda, yalancı baharlarda aradık durduk. Halbuki o, hep içimizdeydi.
Eğer bir türlü huzuru, konulan yerinde bulamazsanız, en yakınınızdaki çocuğa gidip onun gözlerinin içine bakın.
Bakın ki, tekrar yıldızınızı görebilesiniz. Bakın ki, tekrar gönlünüz nefes almaya başlasın...
25 Şubat 2006
18 Mart 2006
Hasret yağar Çanakkale'ye
Bombalar düşer yüreğime
Siperlerde ecel nöbette
Üstüm başım, neden beyaz böyle?
Bir gün Kadıköy'de yürürken, duvarda şöyle bir yazı gözüme ilişti: "I Love My Angel (Meleğimi Seviyorum)."
Belli ki bir genç, sevdiği kıza aşkından ötürü bu yazıyı duvara yazmıştı.
Oradan tebessümle yoluma devam ederken birden aklıma o yazı ile ilgili değişik bir düşünce geldi:
Hakkaten meleğimi, hatta meleklerimi seviyorum !
Doğru ya bizim de meleklerimiz vardı. Hem de birçok. Onlar bizim için yaratılmıştı, bizim için vardı.
Kimisi bizim davranışlarımızı yazmakla meşguldü. Kimisi bizi kötülüklerden korumaya çalışıyordu. Kimisi de bizim için dua ediyordu.
Tüm bu yapılanların hepsi bizim için ve melekler bütün bunları hiçbir karşılık beklemeden, görmeden yapıyorlar.
Bu açıdan onlara sımsıcak bir selamı, bir tebessümü çok görmeyin. Lütfen meleklerinizi sevin !!!
Kasım 2006
Hep bekler olduk bir şeyleri... Kimimiz yardım, kimimiz vaktin geçmesini, kimimiz büyümeyi...
Halbuki beklenen gelecektir, istemesek de. Beklemekle vakti geçirmektense, bir şeyler yapmalı, bir şeylerin değerini bilmeli, bir şeyleri kaçırmamalı. Çünkü beklerken zamanımız gibi, birçok güzelliği de ne yazık ki yitirmekteyiz. Yol akar an be an, bizi bekleyene doğru. Ne mutlu o yolcuya ki, yolun ve yol kerarındaki güzelliklerin farkında ola...