
Fıkralar
* * * * *
Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birini cep telefonundan arar. Karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi
"Alo" der.
Patron, telefona mühendis yerine oğlunun çıkması üzerine sorar
"Baban evde mi?
Çocuk fısıldayarak cevap verir
"Evet"
Patron sorar
"Onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk fısıldayarak cevap verir
"Hayır"
Patron şaşırarak
"Peki annen evde mi?"
Çocuk fısıldayarak
"Evet"
Patron
"Peki onunla konuşabilir miyim?"
Çocuk yine fısıldayarak
"Hayır"
Patron şaşkın
"Orada başka kimse var mı?"
"Evet" der çocuk fısıldayarak, "Bir polis memuru var"
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne isi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
"Memur beyle konuşabilir miyim?"
"Hayır" der ufaklık,
"Şu anda meşgul"
İyice meraklanan patron:
"Neyle meşgul?"
Çocuk fısıldayarak cevaplar
"Annem babam ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor"
Meraklanan ve endişelenen patron, telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar
"Bu ses de ne?.." diye sorar.
"Helikopter" der çocuk, hala fısıldayarak.
Panikleyen patron
"Neler oluyor orada" diye sorar.
Cocuk hala fısıldayarak:
"Arama kurtarma timi geldi"
Patron endişeli ve neler olduğunu bilememenin kızgınlığı içinde:
"İyi de neyi ariyorlar...?"
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir...
"BENİ...
* * * * *
Psikoloğa giden adam,
"Geceleri uyuyamıyorum efendim" demiş,"'sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor.
Yatağın altına girip orada uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor..."
Adamı dikkatle dinleyen psikolog:
"Hallederiz bu saplantıyı" demiş. "Bana haftada iki kere geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum."
"Her viziteye ne kadar ödeyeceğim?"
"Her vizite 100 YTL, buna göre 6 ayda 4 bin 800 YTL ödeyeceksiniz"
Adam gitmiş, o gidiş...
Psikolog, bir kaç ay sonra adama sokakta rastlamış:
"Ne oldu, hastalığınız?"
"2.5 YTL'ye hallettim..."
"Nasıl oldu?"
"Sizden gittikten sonra, ilerdeki bara uğradım. Biramı içerken barmene hastalığımı anlattım. "Karyolanın bacaklarını kes" dedi... Kestim; mesele halloldu..."
* * * * *
Zenginin biri bir gün kalabalık bir ortama girmiş. Etrafına bakınırken, cüzdanını kaybettiğini fark etmiş. Ama hemen aklına parlak bir fikir gelmiş ve bağırmış:
"İçinde 1 milyar lira olan cüzdanımı kaybettim. Onu bularak bana getirene 100 milyon lira vereceğim!"
Bir an bir sessizlik olmuş, sonra başka bir ses daha duyulmuş:
"O cüzdanı bana getirene ben 250 milyon lira vereceğim!"
* * * * *
Adamın kahvaltı yaparken, karısı arkasından gelip elindeki tava ile sertçe adamın kafasına vurur.
"Hey ne yaptım ben" der adam.
"Daisy kim ?" diye kızar karısı.
Adam :
''Daisy?''
Kadın:
"Benimle oyun oynama. Ceketinin cebinde bu kağıdı buldum, üzerinde Daisy yazıyor. Kim bu kadın?"
"Ya şekerim, biliyorsun ki at yarışı oynuyorum. Geçen gün bahis yatırdığım
atın adı Daisy"
Kadın üzülerek
"Tatlım çok özür dilerim, biliyorsun seni çok kıskanıyorum."
İki hafta sonra adam oturma odasında gazete okurken, karısı adamın arkasından, tavayla sertçe adamın kafasına tekrar vurur.
"Heyy yine ne yaptım''
Kadın sinirli bir şekilde adama bakar ve şöyle der:
"Atın aradı !"
* * * * *
Yolda bir trafik kazası olmuştu. Olayı gören herkes oraya yığılmıştı. Genç bir gazeteci fotoğraf çekmek için olayın yakınına gitmek istiyordu, fakat kalabalıktan bir türlü o tarafa doğru ulaşamıyordu. Aklına kurnazca bir fikir geldi ve bu fikrini uygulamaya başladı:
"Lütfen çekilin geçeyim efendim. Yerde yatan babamdır, lütfen efendim izin verin babamın yanına gideyim."
Bu şekilde kaza yapan otomobilin yanına yaklaştı ve yerde yatmakta olan bir eşekle karşılaştı
* * * * *
Evvel zaman içinde on zenci, köle olarak çalıştırıldıkları çiftlikten kaçtıktan kısa bir süre sonra yolda sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ellerine alıp okşayınca, içinden kocaman bir cin çıkar. Cin, on zenciye birden şöyle der: "Her birinizin benden bir dilek dileme hakkı var. Şimdi bu hakkınızı kullanın, dileyin benden ne dilerseniz."
Birinci zenci, "Beyaz olmak istiyorum" der ve bir anda beyaz olur. İkinci zenci de aynı istekte bulunur ve o da beyaz olur.
Üçüncü zenci de aynı istekte bulununca, onuncu zenci kendini tutamayıp kıkır kıkır gülmeye başlar. Üçüncü zencinin de beyaz olmasından sonra diğerleri de sırayla beyaz olmaya karar verirler. Her biri beyaz olurken, onuncu zencinin kıkır kıkır gülmesi, bir gülme krizine dönüşür. Sıra kendisine geldiğinde, bir ara konuşmaya fırsat bulur ve cine, dileğini bildirir:
"Şimdi bunların hepsini zenci yap!"
* * * * *
Papa bir gün makam otomobilinin hep arka koltuğunda oturmaktan sıkılmış. Şöförüne "Sen geç bakalım arkaya, biraz da ben kullanayım" demiş ve direksiyona geçmiş. Fakat bir süre sonra aşırı hız yaptığı için otoyol polisi tarafından durdurulmuş.
Polis Papa'yı görünce merkezi telsizle aramış. "Merkez, çok büyük bir şahsiyeti hız yaptığı için durdurdum. Ne yapmam gerekir?"
"Kimi durdurdun? Vali, bakan falansa hiç acıma, yaz cezayı."
"Hayır, bu daha büyük birisi."
"Daha büyük kim olabilir? Yoksa başkanı mı durdurdun?"
"Hayır, hayır. Bu çok daha büyük birisi."
"Kimi durdurdun söylesene."
"Aslında kimi durdurduğumu bilmiyorum ama şöförlüğünü Papa yapıyor!"
* * * * *
