

http://www.experimentalkitchen.org/images/articles/20060317182513232_2.jpg
Herkes yediğinden ikram eder...
Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü
bir sandık hediye gönderir.
Sandık açılır. İçinden çeşit çeşit değerli
taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar.
Fakat bir de pis bir koku
yayılır. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkamak zorunda kalır.
Neyse en alttaki
bohçadan insan pisliği çıkar..
Yani Osmanlıya acayip bir hakaret!
Cihan padişahı emir verir, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap
vermemiz gerekir.
Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi bulur.
Aynı
şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatır.
İçine o zamanın Osmanlı İstanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide
lokumlardan bir kutu hazırlatır.
E
n altına da küçük bir pusula ve bir
satır yazı koydurur. Gönderir.
Şah sandığı açar.
Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremzler tabii. Bizim elçi yer önce, sonra oradakilere ikram
eder.
Şah, kutunun içindeki pusulayı okur:
Herkes yediğinden ikram eder!!!!!!!
