Hacc

Cüneyd-i Bağdadi'nin Haccı


Adamın biri Cüneyd-i Bağdadi'nin ziyaretine gelmişti. Cüneyd:

"Nereden geliyorsun?" diye sordu.

"Hacdaydım, oradan gelmekteyim."

"Haccı eda ettin mi?"

"Ettim."

"Peki, evinden çıkıp sahralarda yol almaya ve memleketinden sefer etmeye başladığın vakitten beri bütün günahlardan göç edip ayrıldın mı?"

"Hayır."

"O halde, rıhlet yapmadın, yola çıkmadın. Peki, evinden çıkıp her gece bir menzilde konaklarken, bu makam ve menzillerde hak yolun makamlarından bir makam kat ettin mi?"

"Hayır."

"Şu halde, menzil ve mesafe almış değilsin. Peki, mikatta ihrama girdiğin vakit, elbisenden soyunup çıktığın gibi beşeri sıfatlarından sıyrıldın mı?"

"Hayır."

"O halde sen ihrama girmemişsin. Peki, Arafat'ta vakfeye durduğun vakit, müşahedenin keşfinde ve tecellilerin temaşasında vukufiyet peyda oldu mu?"

"Hayır."

"O halde sen Arafat'ta vakfeye durmuş değilsin. Peki, Müzdelife'deyken muradın hasıl olunca bütün nefsani murad ve arzularını terk ettin mi?"

"Hayır."

"O halde sen henüz Müzdelife'ye gitmiş değilsin. Peki, Kabe'yi tavaf ederken, Cenab-ı Hakk'ın latifelerindeki tenzih mahallinde sırrın evini gördün mü?"

"Hayır."

"O halde sen tavaf etmiş değilsin. Peki, Safa ile Merve arasında sa'y ederken, safa makamını ve mürüvvet derecesini elde ettin mi?"

"Hayır."

"O halde sen henüz sa'y etmiş değilsin. Peki, Mina'ya geldiğin vakit münan sakıt oldu, arzuların gönlünden düştün mü?"

"Hayır."

O halde sen hala Mina'ya gitmiş değilsin. Peki, kurban kesme mahallinde kurban kesince, nefsin arzularını da kurban ettin mi?"

"Hayır."

"O halde, sen kurban kesmemişsin. Peki, cemre taşlarını attığın vakit, seninle birlikte bulunan bütün nefsani düşünceleri de fırlatıp attın mı?"

"Hayır."

"Şu halde, sen cemre taşlarını henüz atmış ve haccetmiş değilsin. Geri dön, tavsiye edildiği şekilde haccını eda et. Zira Makam-ı İbrahim'e ancak bu şekilde erebilirsin."

 

Kaynak: Metin Karabaşoğlu, Sufi'nin Dünyası Sufi Öyküleri-I, İstanbul Mart 2009, s. 124-126.