Menekse
http://img89.imageshack.us/f/meneksegh7.jpg/

 

Menekşenin Zikri

 

Eşrefoğlu Rumi (ö. 1484) henüz genç bir talebedir. Bir gün hocası bütün sınıfı kırlara götürür ve dervişlerine emreder:


"Bana birer menekşe getirin!"


Herkes hocaya en güzel menekşeyi sunabilmenin heyecanıyla birbirleriyle yarışmaya başlar... Kısa bir zaman sonra da, ellerinde birbirlerinden güzel menekşelerle hocalarının önünde sıra olurlar.


En arkada, boynu bükük, mahçup Eşrefoğlu Rumi... Çünkü onun elinde solmuş bir menekşe vardır. Son olarak da o, hocasına menekşesini uzatır. Hoca, menekşenin halini görünce hafif bir tebessümle Eşrefoğlu'na sorar:


"Ey derviş ! Sen güzel, canlı bir menekşe bulamadın mı ?"


O, mahçup bir eda ile cevaplandırır:


"Buldum efendim ama koparmaya elim varmadı. Çünkü onlar Rablerini zikrediyorlardı. Onları zikirlerinden koparamadım. Emrinizi yerine getirmek için de zikri bitmiş, onun için de solmuş işte bu menekşeyi getirebildim..."


Hoca genç Eşrefoğlu'nu kendine doğru çeker ve iki kaşının ortasından öper.




Kaynak: Said Alpsoy, Allah Yolunun Yolcuları, Gelenek Yay., İstanbul bty., s. 31.

 

 

"Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih ederler.
Hiçbir şey yoktur ki, O'nu överek tespih etmesin;
fakat siz onların tespihlerini fark edemezsiniz. O Halîm'dir, Gafûr'dur."
(İsra suresi [17] 44. ayet)