

http://padisah.free.fr/logo%20padisah.gif
Padişah ve Rüya Tabircileri
Padişah, bir gece düşünde tüm dişlerinin döküldüğünü, yemek bile
yiyemez
hale geldiğini görür. Sıkıntı içinde uyanır. Vezirini çağırıp sarayın
rüya
tabircisinin hemen huzuruna getirilmesini buyurur. Uyku sersemi
tabircibaşı
yanına gelince, padişah düşünü anlatıp sorar:
"Tabircibaşı, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir, hele bir
söyle."
Tabircibaşı biraz düşünür; sonra utana sıkıla:
"Şerdir, Padişahım" der.
"Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, tüm yakınlarınızın gözlerinizin
önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz."
Bir an sessizlik olur; ardından padişah kükrer:
"Tez atın şunu zindana, felaket habercisi olmak neymiş öğrensin!"
Tabircibaşı, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah bir başka
tabircinin bulunmasını emreder. Huzura getirilen ikinci tabirciye de
rüyasını anlatıp sorar:
"Hayır mıdır, şer midir?" der.
İkinci tabirci de önce biraz düşünür; ama sonra yüzü aydınlanır:
"Hayırdır, Padişahım!" der. "Bu rüya, tüm yakınlarınızdan daha uzun
yaşayacağınızı gösterir. Daha nice seneler boyu ülkenizi
yönetebileceksiniz."
Padişah, ağzı kulaklarında buyurur: "Bu tabirciye iki kese altın
verin!"
Başından sonuna durumu izleyenler, tabirciye sorar:
"Aslında sen de tabircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Neden onu
cezalandırdı
da seni ödüllendirdi?"
Tabirci güler:
"Elbette aynı şeyi söyledik; ama önemli olan, kimilerine NE söylediğin
değil, NASIL söylediğindir."
