Görmek Gözle Değil, Gönülle Olur

15 yaşında geçirdiği ağır bir ameliyat sonunda kör olan Zeynep hayata küsmek yerine dört elle sarıldı. Katsayı problemine rağmen üniversiteyi kazanıp, bitirdi. Üstüne bir de hafız oldu. İmam Hatip mezunları için düzenlenen “En”ler ödüllerinde başarıları nedeniyle ödül alan Zeynep, teslimiyetin, tevekkülün, azmin canlı anıtı. Rutin bir göz kontrolüne gittiğinizde gözünüzün birinin kör olduğunu bunun da beyninizdeki bir tümörden kaynaklandığını öğrenseniz, bir hafta içinde apar topar ameliyat olsanız, ameliyat sonrasındaysa iki gözünüzü birden kaybetseniz… Bu herhangi birimizin başına gelseydi felaket senaryosu olarak nitelendirebilirdik kolayca. Zeynep Atakan’ın henüz 15 yaşındayken yaşadıkları bunlar. Ama Zeynep öyle teslim olmuş, Rabbinden gelene öyle rıza göstermiş ki… Pes ediş, vazgeçiş anlamında bir rıza değil. Hayata dört elle tutunmuş. Önce üniversiteyi bitirmiş, ardından hafız olmuş. Şimdi bir anaokulunda öğretmenlik yapıyor. Hayatı bir ibret hikayesi olan Zeynep hepimize azim ve tevekkül dersi veriyor. BU BİR İMAN İMTİHANI Zeynep ikiz kız kardeşi ile İmam Hatip Lisesi 1. Sınıfta okuyormuş bu olayları yaşadığında. Bazı mide bulantıları oluyormuş ama herhangi bir teşhis konulamamış. “İyisin” diyormuş doktorlar. Bir gün gözlük numarasını değiştirmek için göz doktoruna gitmiş. Ne garip değil mi? Hayatımızın tamamını değiştiren bir olay, dakikalar içinde oluveriyor. Zeynep’in bir gözünü eliyle kapatmış doktor. “Fark ettik ki gözümün biri hiç görmüyor. Kör olmuş gözüm fark etmemişim.” diyor Zeynep. Hemen apar topar nörolojiye sevk edilmiş. Tahliller raporlar derken beyin ameliyatı olması gerektiği ortaya çıkmış. Hem de bir hafta içinde. Herkesin kaldıramayacağı bir şey bu. Hem de 15 yaşında bir genç kızsanız. Ama bir sükunet gelmiş Zeynep’e. “Allah bir sükunet verdi bana. Artık ondan mı yoksa tümörün etkisinden mi bilmiyorum.. ‘Aa gözüm kör olmuş’ diye öbür gözümü elimle kapatıp bakmadım bir daha. Dindar bir aile içinde olmamın da çok faydası oldu. Hiç unutmam ameliyattan önce babam beni yanına oturttu. ‘Yavrum bu bir iman imtihanı’ dedi. Allah hayatımı bağışladı, ikinci bir hayat bahşetti bana.” BİR HAFTA İÇİNDE KÖR OLDU Ağır bir beyin ameliyatı geçiren Zeynep 11 gün yoğun bakımda, bir ay da hastanede kalmış. Ameliyat sonrası gözlerinin görmeyeceğini bilmiyormuş Zeynep. Ama Allah’ın yardımı ve ailesinin yakın ilgisiyle ayakta kalmış. “Hastanede içim sıkılıyordu bazen. Uyuyamıyordum da. Yerimden de kalkamıyorum. Babama çok sıkılıyorum dedim. Babam ‘Ya Selam çekelim’ dedi. Hiç unutmuyorum. Benim için çok kıymetlidir. Babamla Ya Selam çekerken uyudum.” Hastane çıkışı yeni bir hayat başlamış Zeynep için. Önce kör yaşamaya alışmak, evde eşyaların yerlerini öğrenmek gerekmiş. Ancak bu dönemde farklı bir duyu edindiğini anlatıyor Zeynep. “Rabbimin yardımını hep gördüm. Tarifi çok zor ama şimdi görmesem de sizi görüyor gibiyim. Oturuşunuzu tarif edebilirim. Gözle alakalı değil bu. Hele ilk zamanlarda arkadaşlarım geliyordu ziyarete. Üzerlerine giydikleri rengi anlayabiliyordum.” Bunalıma girmeden atlatmış bu dönemi Zeynep. Tabi en büyük yardımcısı ailesi olmuş. Bunu anlayabilmek için Zeynep’in ailesini tanımak lazım. Öyle pozitif ve sıcak kanlı insanlar ki annesi babası… Sevgileriyle sarmalamışlar Zeynep’i. OKULA AMCASI GÖTÜRDÜ İki dönem boyunca okula gitmemiş Zeynep ama okulu da bırakmamış. Evde çalışmış. Öğretmenleri sınavlarını eve göndermiş. Ailesi ders kitaplarını okumuş Zeynep’e. Sınav sorularını sorup cevaplandırmışlar. (Öğretmenleri, ‘Zeynep evine gönderdiğimiz sorulardan cevabını bilmediklerini boş bırakırdı’ diyor.. Bunu da aktaralım) Bir süre sonra okula gidip gelmeye başlamış. Kızkardeşi ile aynı sırayı paylaşıyormuş zaten. Üniversite sınavında çocukları çok sevdiği için okul öncesi eğitimi seçmiş. İmam Hatip ve meslek liseleri için getirilen katsayı problemi olmasına rağmen istediği bölümü kazanmış. Bölümünün de ilk görme engelli öğrencisi olmuş. Okulda dersleri, evde ise ailesinin kasetlere okuduğu kitap ve yazılı notları dinleyerek derslerine çalışmış. Okula amcası götürüp getirmiş yıllarca. Sınavlarda da soruları ona okuyup cevaplamış. Zeynep, “Bölümümüz telaşlıydı. Meslek lisesinden gelenler çocuk oyuncakları yapımı, kitap yazma gibi alanlarda tecrübeliydi. Ben ilk defa görüyordum. Ama Allah yardım etti. Hocalarımız bile şaşırırdı. Benim söylediklerimi sınıfa yazdırırdı. Çünkü çok sessiz bir öğrenciydim ben. Küçükken sorunun cevabını bilirdim söylemezdim, kardeşime söylerdim. Bu durumdayken gittim üniversiteye. Rabbim geliştirdi, açıldım. Özgüvenim, konuşmam gelişti.” diyor. Zeynep üniversiteyi bitirdikten sonra bir anaokulunda çalışmaya başlamış. İlk tecrübesinde faydalı olabilmek için çok çaba sarfetmiş ve kendini çok yormuş. “Herşeyi kendim yapmak istiyordum. Çocuklara drama oynatırken bile başkalarından yardım almıyordum. Aslında almam gerekirdi. Sonuçta kendimi çok yordum. Bu yüzden babam devam etmemi istemedi.” diyor . Zeynep şimdi anaokulunda yarı zamanlı çalışmaya devam ediyor. ÜNİVERSİTEDEN SONRA HAFIZ OLDU Bir de Zeynep’in hafızlığı var. İlerleyen yaşlarda hafız olmak daha zordur. Ancak Zeynep üniversiteyi bitirdikten sonra hep istediği hafızlığı gerçekleştirmeye karar vermiş. Başta kasetlerden dinleyerek çalışmış ama zorlanmış: “Kasetlerden çalışmak görmeyen bir insan için çok zor. Çünkü ayeti dinliyorsunuz tekrar dinlemek için başa sarmak lazım. Tekrar tekrar sarmak gerekiyor.” Bu sorununa da babası el atmış. Henüz o yıl piyasaya çıkan dijital Kur’anlardan alıp getirmiş. “Babam araştırmış bulmuş. Tam bana göreydi. İstediğin ayeti baştan açabiliyorsunuz. Ayet ayet gidebildiğiniz gibi sure sure de gidebiliyorsunuz. Başladım. Evde hafız olacaktım ama onların sistemini bilmiyordum. Fatiha’dan başlayıp ileri doğru mealini çalışarak gittim. Hafızlık tekrar isteyen bir şey. Ben de 30. Sayfaya geldiğimde 31’le biri vermeye başladım.” Bu şekilde çalışan Zeynep yaklaşık 3 yıl sonunda hafız olmuş. İcazetini almış. Şimdi de boş durmuyor. Çocuklar için masallar yazıyor. İleride bunları bir kitap haline getirecek. Örgü bile örüyor. Rabbim imtihanlarını herkese farklı şekilde gönderiyor. Zeynep ise teslimiyetin, tevekkülün, azmin canlı bir anıtı gibi önümüzde duruyor ve görmenin gözle değil gönülle olduğunu gösteriyor bizlere…   Gözleri için ilk ve son duası Zeynep’e Hac da nasip olmuş. Bugüne kadar hiç gözlerim açılsın diye dua etmeyen Zeynep Kabe’yi görebilmek için gözlerim açılsın diye dua etmeye başlamış. Fakat hemen ardından bir rüya görmüş. Rüyasında çok sevdiği bir arkadaşı gelip “Gözlerim açılsın diye dua ediyormuşsun. Etme. Rabbim sana daha güzel şeyler verecek” demiş. O Zeynep’in gözleri ile ilgili ilk ve son duası olmuş.   Kaynak: Emeti Saruhan, Yeni Şafak Gzt., 22 Mayıs 2011

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir