Işığı Yanan Evler…

“Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya’ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı …

Keşke Sen De Uyusaydın !

Şeyh Sadi Şirazi, Gülistan’da anlatıyor: Daha çocukken ibadeti sever, gece kalkar namaz kılardım.Aynı şekilde günahtan da sakınırdım.Bir gece babamın hizmetinde bulunuyordum.Bütün gece uyumadım ve Kur’an-ı Kerimi elimden bırakmadım.Yanımızdaki insanlar horul horul uyuyordu.

Mazlumun Duâsı

  Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil bir valisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu valinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi… Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. Hadisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur’a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan’dan geçiyordu… Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar …

Fakir Fukara Evleri Henüz Sobalarını Yakmadılar

Bir dostu Musa Efendi’yi ziyaret etmek ister. Yeşillikler, çicekler ve güzellikler arasındaki devlethaneye varır. Huzura kabul edilir. Bakar ki, Musa Efendi üzerinde bir battaniye, soğuk bir odada, sedirde oturmaktadır. Selam, musafaha ve hal hatırdan sonra aralarında şu konuşma gecer:

Temaşa Bayramı

Dünya kadar geniş bir meydanın sol tarafında bulunanlar, karanlık gecelere aydınlık dedirtecek kadar karanlık, sağda bulunanlar ise ışığı sönük bırakacak kadar parlaktır. Meydanın ortası boştur. Bu boşluğun iki ucunda iki taht kurulmuştur. Aydınlık taraftaki tahtın üzerinde Hürmüz, karanlık tarafta bulunanın üzerinde ise Ehrimen oturmaktadır.

Şerefeye Çıkarılan Taş

İslam aleminin en muhteşem eserlerinden biri olan Süleymaniye camii yapılırken, çok çeşitli illerden getirilen meşhur ustalar arı gibi çalışıyordu. Senelerce süren devamlı çalışma sonunda minareler yavaş yavaş yükselmiş, sıra şerefelerin yapılmasına gelmişti. Bu günlerin birinde minarelerin inşaasında çalışan işçilerden biri sabahleyin sırtına almış olduğu büyükçe bir taşı yerden minarenin şerefesine …

Sultanın Rüyası

Sultan III. Murad Han o gün bir hoştur. Telaşlı görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriâzam sorar: “Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?”

Rüya

Dr. Tuba Serdaroğlu 1642’de Urfa’da doğan Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mazhar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtında, mahmil ismi verilen ve iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır. Nabi ile paşa da, böyle bir devede yolculuk ederler. Nihayet bir seher …