


Edirne Evliyasından Nûreddin Baba hazretlerinin rahmetullahi aleyh bir talebesi vardır. Genç, güzel ve yakışıklı. Üstelik Takvâ sahibi. Ahlâksız bir kadın âşık olur bu yakışıklı gence. Peşinde dolaşır. Ama genç, yüz vermez. Yazının tamamını okuyun »
Şeyh Sadi Şirazi, Gülistan’da anlatıyor:
Daha çocukken ibadeti sever, gece kalkar namaz kılardım.Aynı şekilde günahtan da sakınırdım.Bir gece babamın hizmetinde bulunuyordum.Bütün gece uyumadım ve Kur’an-ı Kerimi elimden bırakmadım.Yanımızdaki insanlar horul horul uyuyordu. Yazının tamamını okuyun »
Sehl bin Abdullah Tüsteri Hazretleri bir gün büyük bir hastalığa tutuldu. Vücudu delik deşik olmuştu. Sanki her yerini bir şeyler kemiriyordu. Yazının tamamını okuyun »

Mazlûmun bedduâsından sakınmalıdır. Zulüm ateşi ile karşı karşıya gelen kimsenin içi yanar, bedduâ yapmak zorunda kalır. Duâsı kabûl mahallinde olur.
Ebüdderdâ hazretleri buyurdu ki: Mazlûmun bedduâsından, âhından ve yetîmin gözyaşlarından sakının. Çünkü insanlar rahat uykuda iken onlar dert, sıkıntı, üzüntü içindeler. Bir müslümanın kâfir olması için duâ edenin kendisi kâfir olur. Zâlimden başkasına bedduâ etmek harâmdır. Zâlime, zulmü kadar bedduâ etmek câiz olur. Câiz olan birşeyin miktarı, özrün miktarı kadar olur. Zâlime de bedduâ etmemek, sabır etmek ve hattâ, affetmek daha iyidir. Yazının tamamını okuyun »

Bir dostu Musa Efendi’yi ziyaret etmek ister. Yeşillikler, çicekler ve güzellikler arasındaki devlethaneye varır. Huzura kabul edilir. Bakar ki, Musa Efendi üzerinde bir battaniye, soğuk bir odada, sedirde oturmaktadır. Selam, musafaha ve hal hatırdan sonra aralarında şu konuşma gecer: Yazının tamamını okuyun »

Yahya Efendi, Trabzon Kadısı Ömer Efendi’nin oğludur. O Kanuni Süleyman ile aynı günlerde doğar. Hatta minik şehzadeyi Yahya Efendi’nin annesi Afife Hanım emzirir. Hasılı ikisi süt kardeş olurlar. Yazının tamamını okuyun »

Sultan Mahmud kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.
“Tıkandı Baba, çay getir.” Yazının tamamını okuyun »

Emine Işınsu

Bir vakitler, dinî bilgilere tam hâkim, ulemadan bir zat, at üstünde uzak bir diyara giderken, yolunu şaşırmış, gitmiş gitmiş, akşam erişmiş, al karanlık basmış. Bizim zat, kurda kuşa yem olmamak için gayret etmiş, ta uzaklarda bir küçük yıldız gibi parlayan ışığa varmaya çalışmış. Dağ tepe, taşlar dikenler, saatler geçmiş, gece yarısında ulaşmış ışığa. Meğer orada bir yalnız çoban yaktığı ateşin karşısında uyuyakalmışmış. Adam, onu uyandırmış: Yazının tamamını okuyun »

Dünya kadar geniş bir meydanın sol tarafında bulunanlar, karanlık gecelere aydınlık dedirtecek kadar karanlık, sağda bulunanlar ise ışığı sönük bırakacak kadar parlaktır. Meydanın ortası boştur. Bu boşluğun iki ucunda iki taht kurulmuştur. Aydınlık taraftaki tahtın üzerinde Hürmüz, karanlık tarafta bulunanın üzerinde ise Ehrimen oturmaktadır. Yazının tamamını okuyun »


Son Yorumlar