Gazneli Sultan Mahmud’un Adağı

Tarih kitaplarına Hindistan fatihi olarak adını yazdıran Gazneli Sultan Mahmud, Hint seferlerinden birindeydi. Dağlar, tepeler aşıp iki ordunun karşılaşacağı umulan ovaya vardığında, Hint ordusunun son derece kalabalık ve güçlü olduğunu gördü. Bu durum, haliyle, canını sıktı, şaşırttı ve onu endişeye sevk etti.

Eşek Çobanı

Ünlü ermiş Behlül Dânâ’yı bir gün ‘Namaz kılmıyor’ diye Harun Reşid’e şikayet ederler. Harun Reşid, kendisine bile dindarlık telkin eden Behlül’ün namaz kılmamasına hayret eder. Kendisini çağırıp ikaz eder:

Derviş ve Padişah

Yalnız başına yaşayan bir derviş, çölün kıyısında oturmuştu. Padişahın yolu da oradan geçti. Derviş, kanaat mülkünde dünyadan el etek çekmiş olduğu cihetle başını kaldırmadı ve padişaha göz ucuyla bakmadı. Padişah, saltanatın taşkınlığı icabı olarak kızdı ve “Bu hırka giyen insanlar hayvan gibidirler, kabiliyet ve insanlık onlarda yoktur” dedi.

Derviş Olduğun İçin

Sultan Gazneli Mahmûd (Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin), bütün Asya’ya hâkim olduğu zamanda, 1025’te Harkân şehrine yakın gelmişti. Adamlarından bir kaçını, Harkân’a Şeyh Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretlerinin huzûruna göndermiş ve Şeyh hazretlerini yanına çağırmıştı. Şeyh hazretleri buna karşılık, bir özür beyân ederek gitmek istemedi. Durum, Mahmûd Gaznevî’ye bildirilince,

Delik

Bir padişah, duvarları altın yaldızlarla bezenmiş bir köşk yaptırdı; ona yüzbinlerce dirhem altın sarf etti. O cennete benzeyen köşk tamamlanınca, iyice bir döşetti, dayattı da. Herkes, bir ülkeden geliyor, padışaha tabak tabak armağanlar sunuyordu. Padişah, filozoflarla nedimleri çağırttı, hepsini oturttu, dedi ki:

Damdaki Deve

Belh Hükümdarı ve dinimizin yücelerinden İbrahim Ethem, bir gün o koca sarayında, atlastan yapılma yatakları içindeyatıyordu. Uykusu sırasında odanın tepesinde pıtırtılar işitti. Damda birileri vardı galiba. Hükümdar çok öfkelendi, pencereye çıkıp yukarı seslendi:

Bu Da Geçer Derviş

Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye varır. Karşısına çıkan insanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatacak yer verecek birileri olup olmadığını sorar. Köylüler dervişe, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söylerler ve Şakir adında birinin çiftliğini tarif edip, oraya gitmesini öğütlerler…